"Fındık, Karadeniz'in sadece en önemli tarım ürünü değil; aynı zamanda milyonlarca insanın geçim kaynağı ve ülkemizin dünyaya açılan en güçlü markalarından biridir. Üreticinin emeğini koruyan, katma değeri artıran her adım, hem bölgemize hem de ülkemize güç katacaktır."
KARADENİZ'İN SESSİZ HAZİNESİ: FINDIK
1. Bölüm
Sağra'dan Ferrero'ya... Kaybettiğimiz Sadece Bir Marka mı?
"Dünyanın en kaliteli fındığını üreten biziz... Peki neden dünyanın en büyük fındık markaları bize ait değil?"
Bu yazı dizisi; Karadeniz'in alın terine, üreticisine ve geleceğine duyulan bir vefa borcudur.
Karadeniz'in bereketli topraklarında sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bir emek vardır.
O emek, sadece bir fındık bahçesinde çalışmak değildir.
O emek; bir annenin duasıdır, bir babanın alın teridir, bir çocuğun geleceğidir.
Giresun'un dik yamaçlarında...
Ordu'nun bereketli bahçelerinde...
Nesiller boyunca aynı umutla fındık toplandı.
Dünyanın en kaliteli fındığı yetiştirildi.
Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan kahvaltıda fındık kreması tüketiyor.
Çikolata yiyor.
Şekerleme yiyor.
Fakat o ürünlerin içinde bulunan fındığın önemli bir kısmının Karadeniz'den geldiğini kaç kişi biliyor?
Asıl acı olan ise başka bir gerçek...
Fındığı biz üretiyoruz.
Ama markayı başkaları kuruyor.
Alın teri bizim.
Katma değer başkalarının.
İşte bu yüzden bu yazı dizisini kaleme almaya karar verdim.
Çünkü bazen bir bölgenin kaderini değiştiren şey, sadece üretmek değil; ürettiğine sahip çıkmaktır.
Bir Hayalin Adı: Sağra
1964 yılında merhum Kahraman Sağra, Ordu'da sadece bir fabrika kurmadı.
O, Karadeniz'in fındığını dünya markasına dönüştürme hayalini kurdu.
Fındığın çuvallarla satıldığı yıllarda onu işleyerek, ambalajlayarak ve markalaştırarak cesur bir adım attı.
Ardından Sarelle doğdu.
Tadelle doğdu.
Bu markalar sadece raflarda yer almadı.
Bir neslin çocukluğuna ortak oldu.
Ben de o neslin çocuklarından biriyim.
Bugün Fransa'da yaşıyorum.
Ama Türkiye'ye her gelişimde, imkân buldukça yolumu Sağra'ya düşürüyorum.
Fransa'ya dönerken bavulumda mutlaka Sarelle olur.
Bazen Tadelle de...
Çünkü ben o ürünleri sadece tüketmiyorum.
Ben memleketimin emeğini evime götürüyorum.
Her kavanozda çocukluğumu görüyorum.
Her lokmada Karadeniz'in kokusunu hissediyorum.
Unutamadığım Bir Reklam
Hâlâ hafızamdadır...
Milli Takım'ın soyunma odasında geçen Tadelle reklamı...
Küçük bir çocuk içeri giriyor.
Elindeki Tadelle'leri futbolculara dağıtıyor.
En sonunda Fatih Terim gülümseyerek teşekkür ediyor.
Belki birçok kişi için sıradan bir reklamdı.
Ama benim için değildi.
Çünkü o reklam bana şunu söylüyordu:
"Biz de dünya markası olabiliriz."
Ne yazık ki yıllar geçti...
Ve bugün dönüp aynı soruyu soruyoruz.
Ne oldu o markalara?
Ferrero Bir Marka Yarattı
İtalya'da küçük bir aile işletmesi olarak başlayan Ferrero, bugün dünyanın en büyük gıda şirketlerinden biri.
Nutella...
Kinder...
Ferrero Rocher...
Milyarlarca insan bu markaları tanıyor.
Üstelik bu ürünlerin en önemli hammaddelerinden biri yine Karadeniz'in fındığı.
Kimse Ferrero'nun başarısını küçümseyemez.
Onlar vizyon ortaya koydu.
Yatırım yaptı.
Markasını büyüttü.
Ancak benim sormak istediğim soru başka...
Biz neden kendi Ferrero'muzu çıkaramadık?
Neden Sağra'yı dünyanın en güçlü markalarından biri hâline getiremedik?
Neden kendi değerimizi yeterince koruyamadık?
Bu soruların cevabı sadece geçmişte değil...
Geleceğimizde de saklı.
Karadeniz'in Yeni Hikâyesi Yazılabilir
Bugün Ordu-Giresun Havalimanı, Karadeniz'i dünyaya bağlıyor.
Peki neden dünyanın dört bir yanından insanlar sadece yaylaları görmek için değil, fındığın hikâyesini yaşamak için de bu bölgeye gelmesin?
Neden fındık bahçeleri turizmin bir parçası olmasın?
Neden Sağra'nın hikâyesi yeni nesillere anlatılmasın?
Neden uluslararası bir Fındık ve Çikolata Festivali ile Karadeniz dünyanın gastronomi merkezlerinden biri hâline gelmesin?
Bütün bunlar mümkündür.
Çünkü bu topraklarda ürün var.
Kalite var.
Emek var.
Eksik olan, ortak bir vizyon ve güçlü markalaşmadır.
Ben bu yazıyı kimseyi suçlamak için kaleme almıyorum.
Ben bu satırları, Giresun'un ve Ordu'nun alın terine duyduğum saygı için yazıyorum.
Çünkü inanıyorum ki...
Karadeniz yalnızca dünyanın en kaliteli fındığını üretmiyor.
Aynı zamanda dünyanın en güçlü markalarını da çıkarabilecek güce sahip.
Yeter ki kendi değerimize önce biz sahip çıkalım.
Devam edecek...
2. Bölüm: "Fındığı Biz Üretiyoruz... Peki Fiyatını Kim Belirliyor?"