Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan çerçeve kanun teklifine ilişkin partisinin çözüm yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı.

Sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli, şeffaf ve hukuki güvence altında yürütülmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu; silahların siyasetin tamamen dışına çıkarılması, eşit yurttaşlık, hukuk devletinin güçlendirilmesi ve üniter devlet yapısının korunması gerektiğini söyledi.

Çerçeve kanun teklifi 4 Ağustos itibarıyla AK Parti Grubu’nda milletvekillerinin imzasına açıldı. Teklifin 5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığına sunulması ve ardından ilgili komisyonda görüşülmesi bekleniyor. Düzenleme henüz TBMM Genel Kurulunda görüşülmüş veya kabul edilmiş değil.

“Çözümün adresi TBMM olmalıdır”

CHP’nin geçmişteki çözüm önerilerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, 2013 yılında yürütülen ilk çözüm sürecinde sorunun kapalı görüşmeler yerine Meclis çatısı altında ele alınmasını istediklerini belirtti.

Kılıçdaroğlu, “2013 yılındaki ilk çözüm sürecine de destek verdik ve ‘Buyurun sorunu çözün’ dedik. Ama öyle gizli kapaklı yapmayın, Meclis’e getirin, orada çözelim diye TBMM’yi adres gösterdik” ifadelerini kullandı.

Aradan geçen 13 yılın ardından aynı noktaya gelindiğini savunan CHP lideri, şöyle konuştu:

“Nihayet 13 yıl sonra, yani 2026’da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi.”

Kılıçdaroğlu, 2020 yılında açıklanan İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde de başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’nin toplumsal sorunlarının demokrasi temelinde ve TBMM öncülüğünde çözülmesinin taahhüt edildiğini hatırlattı.

1989 tarihli SHP raporunu gösterdi

Kılıçdaroğlu, basın toplantısına SHP’nin 1989 tarihli “Doğu ve Güneydoğu Sorununa Bakışı ve Çözüm Önerileri” raporuyla geldi.

Raporda Kürt kimliğinin sosyolojik bir gerçeklik olarak kabul edildiğini, anadil üzerindeki yasakların kaldırılmasının ve sorunun demokrasi içinde çözülmesinin savunulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu çalışmayla önemli bir tabunun aşıldığını söyledi.

“İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık” diyen Kılıçdaroğlu, daha sonraki yıllarda da CHP tarafından benzer raporlar hazırlandığını ifade etti.

1989 tarihli SHP raporunda farklı kimliklerin ve anadillerin varlığı kabul edilirken, sorunların ulusal bütünlük ve üniter devlet yapısı içinde çözülmesi gerektiği de vurgulanıyordu.

Çözüm için dört temel boyut

Kalıcı bir çözümün yalnızca silah bırakılmasıyla sağlanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, birbirini tamamlayan dört temel boyut açıkladı:

  1. Terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesinin sağlanması,

  2. Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların gerçekleştirilmesi,

  3. Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini de kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi,

  4. Dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlandıracak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması.

Türkiye’nin iç barışını kurarken dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, güvenlik mimarisi ile toplumsal barışın hukuk ve demokrasi temelinde birlikte ele alınmasını istedi.

“Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacak?”

Konunun yalnızca bir güvenlik başlığı veya bir örgütün silah bırakması meselesi olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, asıl tartışmanın terör sonrasında kurulacak siyasi ve hukuki düzen olduğunu vurguladı.

“Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır” diyen Kılıçdaroğlu, sürecin Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri, TBMM’nin demokratik meşruiyeti, hukuk devleti, eşit yurttaşlık, üniter yapı, üretken kalkınma ve bağımsız dış politika iradesiyle yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Asıl soru şudur: Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir? İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip parti CHP’dir. Çünkü bu ülkeyi biz kurduk, mimarı biziz. Sorunlarını da çözümlerini de en iyi biz biliyoruz.”

“Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma süreci”

CHP’nin yaklaşımını “Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma süreci” olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, güvenlik ile özgürlüğün birbirinin karşısına konulmaması gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu’na göre bu yaklaşım;

Sürecin başarısının yalnızca siyasi iradeye bağlı olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu; hukuki güvence, şeffaflık, toplumsal katılım ve güven duygusunun yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

CHP lideri, “Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vaat ediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin de o kadar hakkı vardır” dedi.

“Üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir”

Meselenin demokrasi ve hukukun yanı sıra Türkiye’nin güvenliği ve dış politikası bakımından da hayati olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Kürt vatandaşlarla ve bölgedeki Kürt toplumlarıyla kurulacak güçlü bağların Türkiye’nin gelecek vizyonuna katkı sağlayacağını söyledi.

CHP’nin ilkesel yaklaşımını açıklayan Kılıçdaroğlu şu mesajları verdi:

  • Silahın siyasetin dışına çıkmasına evet,

  • TBMM merkezli sürece evet,

  • Hukuk devletine evet,

  • Eşit yurttaşlığa evet,

  • Demokratik siyasetin güçlenmesine evet,

  • Üniter yapının korunmasına evet,

  • Bölgesel barışa evet.

“Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı bizim kırmızı çizgimizdir” diyen Kılıçdaroğlu, silahsızlanmanın gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olması gerektiğini vurguladı.

“Elimizi taşın altına koyuyoruz”

Sürecin bütün aşamalarının TBMM merkezli yürütülmesi ve çerçeve kanunun açık hukuk ilkelerine dayanması çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, demokratik siyasetin alanının genişletilmesini istedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu ülkeyi kuran parti olarak sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz. Ülkemizin huzuru, bölgenin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde çözüm Türkiye’yi rahatlatacaktır. Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun.”

Muhabir: ÖZGÜR ÇELİK