Kültür - Sanat

CHP’nin Yakın Tarihiyle Yüzleşen Kitap: Mutlak Butlan

Bülent Gürsoy, “Mutlak Butlan – Yüzleşme”de CHP’nin 2023–2026 arasındaki kritik sürecini hukuk, siyaset, kriz yönetimi ve medya boyutuyla inceliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından başlayan siyasi kırılma, 38. Olağan Kurultay, parti içindeki “değişim” tartışmaları ve sonrasında yargıya taşınan süreç, Bülent Gürsoy’un “Mutlak Butlan – Yüzleşme 2023–2026” adlı kitabıyla kapsamlı bir çalışmaya dönüştü.

İtalik Yayınları etiketiyle 20 Ağustos 2026’da yayımlanan 490 sayfalık eser, yakın siyasi tarihin halen sonuçları devam eden en tartışmalı dosyalarından birini yalnızca hukuki yönüyle değil; siyasal iletişim, kriz yönetimi ve medya üzerinden oluşturulan anlatılar açısından da değerlendirmeye açıyor.

Gürsoy kitabın hedefini arka kapakta tek cümleyle özetliyor:

“Mutlak Butlan gerçeğiyle yüzleşeceksiniz.”

22 BÖLÜMDE 2023’TEN 2026’YA

“Mutlak Butlan – Yüzleşme”, geniş bir kronolojik yapı üzerine kuruluyor.

22 bölümden oluşan kitapta CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na giden süreçten İstanbul İl 38. Olağan Kongresi’ne, 2024 yerel seçimlerinden Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecine ve hakkındaki davalara kadar çok sayıda başlık ele alınıyor.

Çalışmada ayrıca Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen kurultay iptal davası, ceza davası, Yüksek Seçim Kurulu’nun görev ve yetkileri, geçmiş YSK kararları, siyasi parti kongrelerinin iptaline ilişkin hukuki tartışmalar ve “mutlak butlan” kararının ardından yaşanan gelişmeler ayrıntılı başlıklar altında inceleniyor.

Kitabın son bölümleri ise kronolojik anlatının dışına çıkarak siyasal iletişim, kriz yönetimi, meşruiyet, söylem inşası ve medya analizi üzerine yoğunlaşıyor. Son bölüm “Umudun Yeniden Yaratılması” başlığını taşıyor.

GÜRSOY’UN TEMEL TEZİ: “BU, BUGÜNÜN OLAYI DEĞİL”

Bülent Gürsoy kitabının girişine şu tespitle başlıyor:

“Mutlak butlan kararı bugünün olayı değil.”

Yazarın kitabın tamamına yayılan temel siyasi tezi de esas olarak bu cümlenin üzerine kuruluyor.

Gürsoy, CHP’de yaşanan bugünkü hukuki ve siyasi tablonun başlangıcını yalnızca 38. Olağan Kurultay’a veya daha sonra açılan davalara bağlamıyor.

Sürecin siyasi köklerini 2019 İstanbul yerel seçimleri sonrasında Ekrem İmamoğlu’nun yükselen siyasi profiline, 2023 Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına ve seçim sonrasında CHP’de başlayan liderlik mücadelesine kadar götürüyor.

Bu çerçevede kitap, 2023 seçimlerinden sonra kamuoyunda yerleşen bazı siyasi kabulleri de doğrudan tartışmaya açıyor.

2023 YENİLGİSİNE FARKLI BİR OKUMA

Gürsoy’un en güçlü itirazlarından biri, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yenilginin bütün siyasi sorumluluğunun dönemin CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun üzerine bırakılması.

Yazar; seçim öncesindeki adaylık tartışmalarını, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi pozisyonunu, Meral Akşener’in Altılı Masa’dan ayrılıp yeniden dönmesini, Muharrem İnce faktörünü ve muhalefetin kendi içerisindeki mücadeleyi birlikte değerlendirmek gerektiğini savunuyor.

Gürsoy’a göre Kılıçdaroğlu yalnızca iktidarla değil, seçim öncesinde muhalefet içerisinde yürüyen adaylık ve liderlik tartışmalarının oluşturduğu siyasi atmosferle de mücadele etmek zorunda kaldı.

Kitapta bu değerlendirmeler yer yer oldukça sert bir siyasi dille yapılıyor.

Bu nedenle eserde ortaya konulan bazı değerlendirmelerin Bülent Gürsoy’un siyasi analizleri ve tezleri olduğu, bunların kitabın aktardığı hukuki karar ve belgelerden ayrı değerlendirilmesi gerektiği de önem taşıyor.

“KILIÇDAROĞLU KAYBETTİ, DEĞİŞİM KAZANDIRDI” ANLATISINA İTİRAZ

Kitabın sorguladığı bir diğer ana anlatı ise 2023 ve 2024 seçimlerinin birbirine karşıt iki siyasi hikâye halinde sunulması.

Gürsoy, 2023 yenilgisinin Kılıçdaroğlu’nun şahsında bir “yenilgi travmasına” dönüştürüldüğü, buna karşılık 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin elde ettiği başarının doğrudan yönetim değişikliğine ve Özgür Özel dönemine bağlandığı değerlendirmesine karşı çıkıyor.

Yazar, 2024 başarısının hangi siyasi, toplumsal ve seçimsel dinamiklerle ortaya çıktığının yeniden incelenmesi gerektiğini savunuyor.

Böylece kitap yalnızca “mutlak butlan kararı hukuken doğru muydu?” sorusunu sormuyor.

Aynı zamanda:

2023’te gerçekten ne yaşandı?

Seçim yenilgisinin sorumluluğu nasıl dağıtılmalı?

CHP’de “değişim” nasıl gerçekleşti?

2024 yerel seçim başarısının gerçek dinamikleri nelerdi?

Kılıçdaroğlu hakkında oluşan kamuoyu algısında siyasal iletişim ve medyanın rolü neydi?

sorularının da peşine düşüyor.

HUKUKİ DOSYA KİTABIN MERKEZİNDE

Kitabın siyasi tartışmalar kadar güçlü ikinci ayağını hukuk oluşturuyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 tarihinde CHP’nin 4–5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ve kurultay öncesindeki parti organlarının görevlerine devam etmesine hükmedildi.

Ancak hukuki süreç henüz tamamlanmış değil.

Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne gönderildi ve Yargıtay tarafından ön incelemeye alındı.

Ağustos sonunda bazı davacıların temyiz taleplerinden feragat ettiği açıklansa da CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, 28 Ağustos 2026’da CHP’nin kurumsal olarak temyiz başvurusunu geri çekmediğini açıkladı. Dolayısıyla nihai hukuki süreç Yargıtay aşamasında devam ediyor.

Bu güncel durum, Gürsoy’un kitabını ayrıca dikkat çekici hale getiriyor: Eser, hakkında yazdığı hukuki ve siyasi sürecin henüz bütünüyle kapanmadığı bir dönemde okuyucuyla buluşuyor.

VELİ ÖZDEMİR: “KİŞİLERİ DEĞİL, BELGELERİ TAKİP EDİN”

Kitabın önsözünü Gazeteci-Yazar Veli Özdemir kaleme aldı.

Gazeteciliğe 1981 yılında başladığını belirten Özdemir, 1983 sonrasında Türkiye’de birçok siyasi partinin kurultaylarını ve büyük kongrelerini izlediğini anlatıyor.

Özdemir; ANAP’ın 1991’deki Yıldırım Akbulut–Mesut Yılmaz kongresinden CHP’de İsmet İnönü–Bülent Ecevit ve Deniz Baykal–Mustafa Sarıgül mücadelelerine kadar geçmişte yaşanan sert siyasi yarışlarla bugünkü süreci karşılaştırıyor.

Ona göre 38. Olağan Kurultay sonrasındaki tabloyu geçmiş örneklerden ayıran temel unsur, tartışmanın yıllar sonra doğrudan delege iradesinin ve kurultayın hukuki meşruiyetinin sorgulanmasına kadar ulaşması.

Özdemir’in önsözde öne çıkardığı temel kavram da bu:

Meşruiyet.

Kurultayı yalnızca genel başkanın belirlendiği bir seçim olarak değil, siyasi partinin en yüksek iradesinin ortaya çıktığı yer olarak tanımlayan Özdemir, delegelerin özgür iradesine ilişkin bir tartışmanın doğrudan partinin kurumsal itibarını ilgilendirdiğini savunuyor.

Önsözünü ise okuyucuya yaptığı dikkat çekici bir çağrıyla noktalıyor:

“Bu kitabı okurken kişileri değil, belgeleri takip edin.”

MEDYA DA KİTABIN SORGULADIĞI AKTÖRLERDEN

“Mutlak Butlan – Yüzleşme”nin farklılaşan yönlerinden biri de tartışmayı yalnızca siyasetçiler ve mahkemeler üzerinden yürütmemesi.

Medyanın süreç içerisindeki rolü de kitabın temel inceleme alanlarından biri.

Önsözde Veli Özdemir, gazetecinin görevinin “mahkeme kurmak” veya hüküm vermek olmadığını; iddiaları araştırmak, belgeleri ortaya koymak ve kararı kamuoyuna, hukuka ve tarihe bırakmak olduğunu vurguluyor.

Bülent Gürsoy ise özellikle 2023 seçimlerinden sonra Kemal Kılıçdaroğlu hakkında oluşan siyasi algının yalnızca seçim sonucuyla açıklanamayacağını; siyasal iletişim, medya dili ve kamuoyu oluşturma mekanizmalarının da incelenmesi gerektiğini savunuyor.

Bu yönüyle kitap, CHP içerisindeki mücadeleden daha geniş bir soruya kapı açıyor:

Siyasi gerçekliği olayların kendisi mi, yoksa olayların kamuoyuna anlatılma biçimi mi belirliyor?

BİR KRONOLOJİDEN DAHA FAZLASI

Bülent Gürsoy’un çalışmasının belirgin özelliği, bir taraftan geniş bir kronoloji oluştururken diğer taraftan bu kronolojinin üzerine açık bir siyasi tez inşa etmesi.

Dolayısıyla “Mutlak Butlan – Yüzleşme”yi yalnızca tarafsız bir belge derlemesi olarak okumak eksik kalabilir.

Gürsoy, belgeleri ve hukuki süreçleri aktarırken aynı zamanda 2023 sonrası CHP tarihine ilişkin belirgin bir karşı-anlatı ortaya koyuyor.

Bu karşı-anlatının merkezinde ise şu itiraz bulunuyor:

2023 yenilgisi yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısızlığı olarak açıklanamaz; “değişim” süreci ve sonrasında yaşananlar da kendi siyasi ve hukuki koşulları içerisinde yeniden değerlendirilmelidir.

Bu yaklaşımın destekleyenleri kadar itiraz edenleri de olacaktır.

Ancak tam da bu nedenle “Mutlak Butlan – Yüzleşme”, yalnızca geçmişi anlatan bir kitap değil, CHP’nin bugün devam eden meşruiyet, liderlik ve gelecek tartışmalarına doğrudan müdahil olan siyasi bir çalışma niteliği taşıyor.

BÜLENT GÜRSOY KİMDİR?

1966 yılında Ünye’de doğan Bülent Gürsoy, 1988’de ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Mesleki kariyerinin yanı sıra çeşitli dönemlerde siyaset ve sivil toplum çalışmalarında görev aldı.

2018–2020 döneminde İYİ Parti Genel İdare Kurulu üyeliği yapan Gürsoy, 2023 seçimleri öncesindeki Altılı Masa krizi sırasında İYİ Parti’den istifa ederek yeniden CHP’ye katıldı. Yazı ve siyaset çalışmalarını sürdüren Gürsoy, kendi internet sitesinde kendisini “politikacı & yazar” olarak tanımlıyor.

“MUTLAK BUTLAN GERÇEĞİYLE YÜZLEŞECEKSİNİZ”

İtalik Yayınları tarafından yayımlanan “Mutlak Butlan – Yüzleşme 2023–2026”, 490 sayfadan oluşuyor.

Kitabın ISBN numarası 978-625-923414-4.

Gürsoy, çalışmasını dört temel kavramla tanımlıyor:

Demokrasi ve Hukuk.
Siyasal İletişim.
Kriz Yönetimi.
Medya Analizi.

Ve okuyucuya şu cümleyle sesleniyor:

“Mutlak Butlan gerçeğiyle yüzleşeceksiniz.”

CHP’nin yakın tarihinin belki de en sert kırılmalarından birini merkezine alan kitap; hukuki kararları, siyasi mücadeleyi, kamuoyu algısını ve medyanın rolünü aynı dosyanın içerisinde tartışmaya açıyor.

Son sözü ise doğal olarak okuyucuya bırakıyor:

2023’ten 2026’ya uzanan bu büyük siyasi kırılmada gerçekten ne oldu?